Bir tek sanki Türkiye'de varmış gibi anlatılır: Adam kayırma, torpil ya da kamu yönetimi literatüründeki adıyla nepotizm.
Al işte Harry Morgan denen polis. Kızı Debra'yı Miami Metro'ya polis olarak sokmuş. Yetmedi üvey oğlu Dexter'ı da adli tıpçı yapmış Cinayet Masası'na. Daha yok muydu arkadaş yeğenin falan??
İşin bir de şu boyutu var. Bu Miami Metro'da hiç mi Amerikalı adam çalışmaz be arkadaş? Vince Masuka Japon, Angel Batista ve Maria LaGuerta Kübalı, James Doakes ve Esmee de Haitiliydi.
Dexter'ın eski kankası ve kurbanı Savcı Miguel Prado ve polis kardeşi de Kübalıydı.
Bir de bu Hispanikler ayrımcılığa uğradıklarını söylerler. Ulan Amerikalı yok lan karakolda; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...
Bir de bu Hispanikler ayrımcılığa uğradıklarını söylerler. Ulan Amerikalı yok lan karakolda; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...


2 Yorum:
belki dexter tek başına beyaz-amerikalı kadrosunu doldurduğu için başkasına gerek duymamışlardır. bir başka yırtıcı brian da beyaz amerikalıydı ve halk sağlığı için pek yararlı bir arkadaş değildi. ne kadar az beyaz, o kadar az cinayet:)
beyaz olarak, son 2 sezondur da quinn ibnesi çıktı.
adam hem sahtekar, hem hırsız.
ama o da doakes gibi dexter'ı çok sorgulamaya başladı.
onu da kesebilir adamımız :))
Yorum Gönder